Pazartesi - Cuma 08:30 — 19:00

Boşanma ve Nafaka

Boşanma ve Nafaka Süreçleri: Dava Türleri, Geçici Önlemler ve Mali Sonuçlar

Boşanma, geçerli olarak kurulmuş bir evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesidir. Türk Medeni Kanunu, boşanmanın gerçekleşebilmesi için kanunda düzenlenen boşanma sebeplerinden birinin bulunmasını aramaktadır.

Boşanma sürecinde yalnızca evlilik birliğinin sona ermesi değil; çocukların velayeti, kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile bazı durumlarda mal rejiminden doğan talepler de gündeme gelebilir. Bu taleplerin her biri farklı koşullara tabi olduğundan boşanmanın bütün mali sonuçlarının tek bir başlık altında değerlendirilmesi her zaman mümkün değildir.

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma

Uygulamada boşanma davaları genel olarak anlaşmalı ve çekişmeli boşanma şeklinde ifade edilmektedir.

Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması veya eşlerden birinin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi halinde anlaşmalı boşanma mümkün olabilir.

Ancak eşlerin yalnızca “boşanmayı kabul ediyoruz” demesi yeterli değildir. Boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumuna ilişkin bir düzenleme üzerinde anlaşılması gerekir. Hâkim tarafları bizzat dinler, iradelerinin serbestçe açıklandığını değerlendirir ve yapılan düzenlemeyi özellikle çocukların menfaatleri yönünden inceler.

Tarafların boşanma veya sonuçları konusunda anlaşamaması halinde ise çekişmeli boşanma süreci gündeme gelir.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde evlilik birliğinin ortak hayatın sürdürülmesi taraflardan beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması genel boşanma nedenlerinden biri olarak düzenlenmiştir. Kanunda ayrıca zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı gibi özel boşanma sebepleri de bulunmaktadır.

2024 yılında değişen bir boşanma süresi

Güncel düzenleme açısından dikkat edilmesi gereken konulardan biri de daha önce açılan boşanma davasının reddedilmesi sonrasındaki süredir.

14 Kasım 2024 tarihli değişiklikle, boşanma sebeplerinden biriyle açılan davanın reddinin kesinleşmesinin ardından ortak hayat yeniden kurulamamışsa yeni talep bakımından daha önce uygulanan üç yıllık süre bir yıla indirilmiştir. Güncel TMK 166 hükmü bu süreyi bir yıl olarak düzenlemektedir.

Dava devam ederken geçici önlemler

Boşanma davasının açılmasıyla birlikte evlilik aynı gün sona ermez. Evlilik, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer.

Bu nedenle dava süresince eşlerin ve çocukların barınma, geçim ve bakım ihtiyaçlarının düzenlenmesi gerekebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davası açıldığında eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re’sen alabilir.

Bu kapsamda uygulamada tedbir nafakası ve çocukların geçici olarak hangi eş yanında kalacağı gibi konular gündeme gelebilir.

Nafaka türleri

Boşanma sürecinde “nafaka” tek bir ödeme türünü ifade etmez.

Dava devam ederken eş veya çocuk lehine geçici nitelikte tedbir nafakası belirlenebilir.

Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak şartıyla yoksulluk nafakası talep edebilir. Nafaka yükümlüsünün boşanmada kusurlu olması şart değildir. Kanun, yoksulluk nafakasının diğer tarafın mali gücüyle orantılı olarak belirlenmesini öngörmektedir.

Çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer giderlerine velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin mali gücü oranında katılım sağlaması kapsamında ise iştirak nafakası gündeme gelebilir.

Nafaka miktarı belirlenirken tek bir sabit hesaplama yöntemi bulunmamaktadır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, gelirler ve yaşam koşulları somut olay çerçevesinde değerlendirilir.

Velayet nasıl belirlenir?

Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Anne veya babanın ekonomik durumunun tek başına daha iyi olması, velayetin mutlaka o ebeveyne bırakılacağı anlamına gelmez. Çocuğun yaşı, bakım düzeni, eğitim durumu, ebeveynlerle ilişkisi, yaşam koşulları ve gelişimiyle ilgili çok sayıda unsur birlikte değerlendirilir.

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına da mahkeme tarafından karar verilebilir.

Boşanma davalarında tarafların sunduğu yazışmalar, tanık anlatımları, ekonomik durum belgeleri ve diğer deliller önem taşıyabilir. Bununla birlikte özel hayatın gizliliğini ihlal edecek veya hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller ayrıca hukuki değerlendirmeye tabidir.

Bilgilendirme Notu: Boşanma, velayet ve nafaka konularındaki değerlendirmeler tarafların ve varsa çocukların kişisel koşullarına göre yapılır; her uyuşmazlık kendine özgü özellikler taşır.